Aybars Tekcan, Ortopedi, Ortopedi Ve Travmatoloji, OrtopediVeTravmatoloji

Kıkırdak Yaralanması Nedir?

Eklem kıkırdağı kemiklerin uç kısımlarında bulunan, yük taşıyan ve ağrısız hareketi sağlayacak şekilde tasarlanmış çok özel bir yapıdır. Eklem kıkırdağı avasküler (damarsız) ve anöral (sinir iletimi olmayan) yapıdır. Bu nedenle iyileşme kapasitesi son derece düşüktür. Beslenmesini eklem sıvısından sağlar. Eklem kıkırdağı çeşitli şekillerde hasara uğrar. Eklem kıkırdağı ani travma (spor yaralanması, trafik kazası, yüksekten düşme, eklem çevresi kırılma gibi…) yada bağ yaralanması bulunan eklemdeki gevşekliğin ve menisküs yırtığının yol açtığı tekrarlayan mikro travmalar ile zedelenebilir. Bunun dışında yaşlanma ile yıllar içinde yumuşar ve saçaklanarak dökülür. Bu ise halk arasında “kireçleme” dediğimiz osteoartrit yada artroz dediğimiz hastalıktır. Osteoartrit eklem kıkırdağının yıpranıp yok olması sonucunda kıkırdağın altındaki kemik dokunun açığa çıkıp şiddetli ağrı ve eklem hareket kısıtlılığına yol açmasıdır.

Belirtileri Nelerdir?

Kıkırdak yaralanmalarının en önemli belirtisi ağrıdır. Eklem sıvısında artışa neden olarak eklemde şişlik meydana gelebilir. Eklemde takılma, kilitlenme ve yanma şikayeti yapabilir.

Tanı Nasıl Konur?

Öncelikle yaralanmanın oluş mekanizmasını anlamak çok önemlidir. Yapılacak ayrıntılı muayene sonrasında görüntüleme yöntemlerine başvurmak gerekecektir. Öncelikle röntgen alınarak eklem çevresi kemikleri değerlendirilir. Eklem çevresi kırık ve çıkıkları röntgende değerlendirebileceği gibi bazı kıkırdak lezyonları da görülebilir. Gerekli görüldüğü taktirde ilgili eklemin MR görüntülenmesi istenir. MR ile büyük ölçüde tanı konulabilir. Nadiren eklem kıkırdak hasarı tanısı ve tedavisi için artroskopik cerrahi önerilebilir. Artroskopik cerrahi ile kıkırdak yaralanması tanı kesin olarak konabilir.

Tedavi Seçenekleri

Tam kat olmayan kıkırdak yaralanmaları için cerrahi olmayan yöntemler uygulanır. Burada en önemli olan yük vermeyi engellemektir. Yani hastanın hasarlı ekleminin üzerine basmasını engellenerek koltuk değneği kullanmasıdır. Yeni oluşan yaralanmalarda uygulanır ve 3 ile 6 hafta yük vermeden takip edilmesi önerilir.

Eski oluşan yaralanmalarında ve osteoartritte(kireçleme) ise kilo verilmesi ve egzersiz yapılması önerilir. Glukozamin içeren ilaçlar tedavide önemli bir seçenektir. Diz içine hyaluronik asit enjeksiyonu yeni başlayan osteoartritte kullandığımız bir tedavi şeklidir.

Son 2 yıldır dünya genelinde sık kullanılan diğer tedavi seçeneği PRP(Platelet Rich Plasma- Plateletten Zengin Plasma)’dir. Plateletler pıhtılaşmaya sağlayan hücrelerdir ve onarımda görevleri vardır. Hastanın kanı alınır işlamden geçirilerek platelet hücreleri üayrıştırılarak konsantre edilir. Bu sıvı diz içine enjekte edilir. Yapılan çalışmalarda osteoartritte ağrı kontrolü sağladığı ve eklem hareketlerini arttırdığı belirtilmektedir.

Bu tedaviler asıl sorunu cozen tedavilerden çok hastanın şikayetlerini geçirici niteliktedir. genç erişkinlerde asıl tedavi cerrahidir. Cerrahi yontemler açık yada artroskopik olabilir.

MİKROKIRIK YÖNTEMİ:

3 cm2 den küçük kıkırdak defektleri için kullanılır. Hasarlı kıkırdak bölgesine 5mm derinliğinde olan küçük delikler açılarak bu bölgeye onarım faaliyeti gösteren hücrelerin gelmesi sağlanır. Artroskopik olarak uygulanabilir kolay bir yöntemdir. Işlem sonrasında belli süre hastanın yük vermemesi gerekmektedir, egzersizlere başlanır. Bu yöntemdeki sorun iyileşmenin kıkırdak benzeri bir doku ile olmasıdır.

MOZAİKPLASTİ:

4cm2den küçük kıkırdak defektleri için kullanılır. Eklemde yük taşımayan yüzeydeki kıkırdak çeşitli büyüklüklerde silindir şeklinde çıkarılıp alınır ve hasarlı alana yerleştirilir. Açık yada artroskopik olarak yapılabilir. En önemli avantajı hasarlı bölgeye original kıkırdak nakledilir. Kıkırdak benzeri iyileşme dokusuna göre daha sert ve yük taşımaya elverişlidir. Bu yöntemin sorunu ise kıkırdak alınan bölgedeki problemlerdir.

KIKIRDAK NAKLİ:

Büyük kıkırdak problemlerinde tercih edilen yöntemdir. Öncelikle artroskopik cerrahi yapılarak sağlam kıkırdaktan parça alınır. Bu parça uygun ortamda üretilerek çoğaltılır. Daha sonra açık cerrahi ile hasarlı bölgeye yerleştirilir. En önemli avantajı başka bir bölgeye zarar vermeden istenilen büyüklükteki kıkırdağın onarılabilmesidir. Dezavantajları ise 2 cerrahi girişim gerektirmesi ve pahallı bir yöntem olmasıdır.